November 2011
2 posts
Bachmann
Ivan’ı düşünüyorum.
Aşkı düşünüyorum.
Damardan verilen gerçeği.
Ve bunun etkisinin ne kadar kısa sürdüğünü.
Bir sonraki,daha yüksek dozu.
Sessizliğin içinde düşünüyorum.
Vaktin geç olduğunu düşünüyorum.
İyileşmez artık. Ve çok geç.
Ama hayatta kalıyorum ve düşünüyorum.
Ve düşünüyorum ki, gelen Ivan olmayacak.
Ne gelirse gelsin, farklı olacak.
Ben Ivan’da yaşıyorum.
...
Bilge Karasu - Gece
” Seni, lavanta kokulu bir sabunda, bir kavun diliminde, açık, ucu gümüş rengi bir çorapta, bir yasemin dalında, adını bilmediğim, bilmemekten utanç duyduğum halde öğrenmek istemediğim sabun kokulu, el büyüklüğünde bir çiçeğin açışında, yıkık kemerlerde uyuklayan kedilerde, gecenin soğumuş kumunu döven, patlayan dalgaların sesinde, günün ilk ağartısında - karanlık saatler boyunca dağıtıp...
June 2011
1 post
Sarıp sarmalanmayı; eli belimde geziyoruz sokaklarda. Tutup omzumu sıkıyor kendine doğru. Çok zor dönemlerden geçtik, şimdi beraberiz. Sol kulağımda fısıltısı. Görüp duymayı; gözüm uzaklara dalıyor, kafasını sağa sola çevirip onu duyup duymadığımı sordu. Sen olmasan hayatımı beğenmiyorum derdim. Bunu söyleyemem, sana haksızlık ederim dedim. Durup bitmeyi; sokakta, taş döşeli rampa bir zeminde...
November 2010
1 post
ofiyolit
Mevsimlerin değiştiğini bilirim
Kaybettiğim bir huzur gibi
Sıcak ve soğuğun ardalanması
Deformasyona uğratır
Böylece şahit olursun aylara
Tıpkı bir mevsim gibi
Ardalanır aşkın sıcağı ve soğuğu
Açıp solar huzurun
Bir mevsimlik çiçek gibi.
October 2010
3 posts
...
Ve doğruluruz her karanlıkta
Sarsılmanın yakın imgesinde.
Bu şehrin insanları dostum
Yokuşları mutsuz çıkıp da
mutlu mu inerler?
Hayal çiçeklerini mi koklarlar
kafes içkievlerinde?
İletilir mi bengi ay?
Öyle ya güneş de yorar
Çalışmak gibi.
Bundan işte izbe yalnızlığı
Kaçkın bocalayanlar öyle
Kentlerle köyler arası.
Sarı yayılmış hücrelere
Korkunç uzanır günler
Durdukça çorak...
...
Dinle susturduğun geceyi.
Silmek ve bilmek artık
Görevin tutmamak arzuyu senin olmayan
dokunmalar ve umarsız bakışınla,
Çünkü zaman ben’im, yaralıyım.
Nilgün Marmara
...
I
Çiçek dediğin kapalı durur.
Yoksa vaktini soğuruyorlar saatinin
ya suyla ya karayla,
bütün sevgililer.
Birden çalıyorlar örtülerini
kusurunun,ya devle
ya cüceyle.
II
Ben o zaman dutlarımı yiyordum,
susku ve güzellik için,
dönüşüyordum bir bülbüle
...
September 2010
3 posts
Aslı Erdoğan- Taş Bina ve Diğerleri
“Ben ne arıyordum orada? Ben diye bir şey kalmamıştı ki…İçimdekilerin hiçbiri bu sözcüğü üstlenemez,bir diğeriyle yüz yüze gelip bütünleşemez, bir yazgının sürekliliğini, bir hikayeyi sonuna dek taşıyamazdı.”
“ Düş kurmuş olamazdık, çünkü çoktan tüketmiştik düşlerimizi. Bir araya gelebilseydik-ki hiç gelemedik-onun darmadağın imgelerini toparlayabilir,şu senden bu benden diyerek ete kemiğe...
Duvarın Berisinden
Seni senden ayıran duvar, soğuk ve ıslaktır,delik deşiktir,binlerce elin kazıdığı,zamanın ve başka binlerce elin sildiği sözcüklerle doludur. Gülkurusu rengi parmak izleriyle. Kızıllıkları,kıvrımları, dikenleriyle salkım salkım açmış, çabucak kurumuş külleri belleğin… O taş duvarın öte yanından konuşur seninle en gerçek sesin. ‘Burada mısın?’ diye çağırır seni, ‘merak etme,...
"Backup"
Gece gece hiçliğin içinde coşkuluyum. Kendi yitikliğimde heyecanlanıyorum. Elim ayağım titriyor, odanın içinde gezip duruyorum. Bu durumdan kurtulmaktan çok durup tadını çıkartmalıyım. Sinir krizinin eşiğinde, bir adım ötesinin tehlikesinin bilincinde.
Bir cesede bakıp seni sevdim diyeceğim, hem de çok. Onu çürürken seyredeceğim. Elbette kayıtsız kalamam çürümeye karşı. O yanımda çürürken, ben...
August 2010
3 posts
Maurits Cornelis Escher
” Bazen bana öyle geliyor ki, hepimiz imkansıza duyduğumuz tutkudan mustaribiz. Çevremizdeki bizi kuşatan gerçeklik, üç-boyutlu dünya bizim için çok bayağı,çok donuk,çok alelade. Biz; var olmayanın, mucize olanın, anormal ya da doğaüstü olanın özlemini çekiyoruz. Çevremizdeki gerçeklik yeterli derecede garip ve açıklanamaz olmalı ama değil. Bundan hoşnut değiliz ve bu durumdan kaçmak için...
13.günden kalma
Sabah karanlığını florasan ışıkları aydınlatıyor.Hastane kokusu uykusuzluğa karışıyor.Koridorda insanlar beklemede.Uğultu.Köşede bir aile bekliyor,tedirgin. Yanıp sönen bir florasanın altından geçiyorum,duvarlar nemden dökülmüş. Kaybolmuş olmalıyım,labirent gibi koridorlar birbirini izliyor. Dışarıda hayat var, burada olmadığı kadar. Gözlerimi açıyorum, beni uyandıran tanıdık bir ses. Yeni bir gün...
Roland Barthes- Bir Aşk Söyleminden Parçalar
İmgeliğin sürgünü
Gerçek yasta,bana sevilen nesnenin artık varolmadığını “gerçek deneyimi” gösterir.Aşk yasında, nesne ne ölmüş,ne uzaklaşmıştır.İmgesinin ölmesi gerektiğine ben karar veririm(bu ölümü belki ondan gizlemeye dek de giderim).Böylece,bu garip yas sürdükçe,iki karşıt mutsuzluğa katlanmam gerekecektir:ötekinin burada olmasından(elinde olmadan beni incitmeyi sürdürür)acı...
July 2010
6 posts
Roland Barthes- Bir Aşk Söyleminden Parçalar
“Ötekinin hastasıyım”
Demek ki fazla üstüne basmadan, kendimden geçmeden acı çekeceğim ötekiyle.Hem çok duygusal, hem çok denetimli,hem çok aşıkça,hem çok düzenli olan bu davranışa bir ad verilebilir: incelik. İncelik acımanın “sağlıklı”(uygar,sanatsal)biçimi gibidir.(Ate yolunu şaşırmanın tanrıçasıdır,ama Platon Ate’nin inceliğinden söz eder: ayağı kanatlıdır,...
“…kağıdı da kan tutar
ağaç değil mi soyu..”“
Ah uyku, beni alıp koynuna sarsan
Sarıp sarmalasan, o güzel kuytularına alsan.
Ben dayanamıyorum uyanık olmaya,
Aşk acısının uyanıklığına,
Terk edilişin uykusuzluğuna.
Yedinci gün
Odanın köşesinde duran zaman cetveline takılıyor gözüm. Çeşitli renkleriyle dikkati çekiyor. Nefes alamıyor gibiyim. Yeryüzü zamanının ölçüsüne dalıyorum. İnsan aklının alamayacağı zaman dilimine. Kıtaların günümüz şeklini aldığı yaklaşık dört bin milyon yıllık zaman dilimine, toplu yok olmalar ve yeryüzünde meydana gelen büyük boyutlardaki felaketlere göre farklı renklerde dilimlenmiş yaş...
P
İçimde sana dair o kadar güzel şeyler var ki…
Yoksa yüzüm donacak öyle.
Bugün günlerden pazar. En çok yalnız pazar?
Her şeyden arınmak istiyorum. Bütün o kara bulutların geçmesini. Bir ölünün zihinlerde yer edinmesi gibi, duyumsamak üzerine kurulu yaşamım. Hayallerim kendi kendini yok etme üzerinden işliyor. “Her şeyin sonundayım” demek istemiyorum sevgili Tezer Özlü.
June 2010
1 post
Uzaklardan, başka kıtadan.
Seninle en büyük ve en vurucu ortaklığımız bir şarkı sözü. Öyle garip ve güzel ki… Kalbimde yer ettin, uzaklık ve yakınlığın bir arada bulunabilmesinin çelişkisiyle.
May 2010
11 posts
Görüşme
Telefonu çaldı ve konuşmak için topluluktan ayrıldı. Oyun kağıtları masaya bırakıldı.O andan itibaren masada konuşulanları dinlemeyecekti.Masadakiler oyun hakkında konuşmayı sürdürürken, dinliyormuş gibi yapsa da gözlerindeki kaygı giderek büyüyordu.Bu bir felaketti onun için.Geldiğinden beri pek fazla ilgi göstermemiş, ara sıra gizlice onu hayranlıkla izlemişti. Ne kadar pek önemsemiyorum havası...
Aşk
” Öyle kutsal kişisin ki, çok zor değerini bilmek;
Varlığın coşku verir çünkü, yokluğunsa umut demek.” (Sone 52)
“Senin nöbetindeyim ben, başka yerde sen uyanıkken;
Benden çok uzaklarda, başkasına çok yakınken.” (Sone 61)
Bak
Bak, kayboldum işte. Yitip gitmekten korkuyorum, sence de öyle olacak mı? Senin yitip gitmelerini biliyorum. Benimkisi biraz farklı. Hastalıklı bir durum. Neden böyle oldu? Ölsem ne olur ki? Şimdi 7 kat aşağı atlasam, sonrasını görmesem. Beklemek ölüm olsa. İnsan acıdan ölse. Pek mümkün değil biliyorum. Değişime uğramak,ama neden değişeyim ki? Çok mu zor bir şeyleri kalıcı kılmak..
Bugün
” Daha pek yeni öğrendim. Işıltı,sıcaklık,mutluluk,heyecan,merak,şefkat,istek bütün bunlar,bedensel yakınlığı da getiriyor beraberinde.Belki de en önce.”
“Farkına varılan şey değil de, fark edilmesini dilediğim şeye dönüşüyor oysa benim gözümde aşk.”
Bunları okudum. Gerisi yok, sadece bu iki cümleyi. Bugün, bu kadar.
Otuzuncu Yaş'dan
Bir dağ perisi olan Echo(yankı), delikanlı Narkissos’a gönlünü kaptırır,sevgisine karşılık göremeyince üzüntüsünden kendini yer bitirir,bir kemik yığınına dönüşür, kemikleri de sonradan bir kaya olur,Echo’dan geriye yalnızca sesi kalır.
Ingeborg Bachmann
“-Bütün geçmişini anlattı gibi geldi bana. Bense bu günü düşünüyordum,geleceği düşünüyordum.
-Elimde kalanlarla yeni bir hayat kurulabilir mi?
-Tek kelime konuşmadan akşamı ettik. Oysa neler söylemek istiyordum sana. Bir ayrılık işareti mi bu?
Yalnız seni sevdim. Sensiz yaşayamam artık.”
Sen o filmdeki yıldızdın,ben de senaryo yazarı çocuk. İşte, senaryomuzu yazdım.
Belki de...
Aynaya bakıp yüzüne konuşacak kadar cesur değilim. Seni içten içe küçümsememek elde değil. Üzülüyorum da. Çabaladığını, ne yapıp edip bir yüreği ikna edemeyişini görmek.
Kırmızı Şef
Aşkın da sabrı vardır,
Gün eflatun hazır, dur.
Bağla atını söğüdün gölgesinde.
taştığı yerde aşkın
Ota bak, çimene, dur
Daha da zor olacak durmazsan, ilerde.
Dur,
Bırak, bazı sesleri kulak dinlensin.
Bazı sesleri kalp inlesin, dur.
Birhan Keskin
Dünya ne ki sevgilim,
benim sana yaptığım kubbe yanında?
Düşsün,olsun,bırak,
içinde yıldızlar patlıyor.
Kolaydır inanmak kadar inanmamak da.
İster sal kendini dünyaya,ister kal yanımda.
Her şeyden öte öyle sevdim ki ben seni
Yoluna baş koymak diyoruz
Biz barbarlar buna.
Birhan KESKİN
Kazııııdım bu şiiri bir yerlere, bırak üstü açık kalsın.