[100910.1325]

Duvarın Berisinden

Seni senden ayıran duvar, soğuk ve ıslaktır,delik deşiktir,binlerce elin kazıdığı,zamanın ve başka binlerce elin sildiği sözcüklerle doludur. Gülkurusu rengi parmak izleriyle. Kızıllıkları,kıvrımları, dikenleriyle salkım salkım açmış, çabucak kurumuş külleri belleğin… O taş duvarın öte yanından konuşur seninle en gerçek sesin. ‘Burada mısın?’ diye çağırır seni, ‘merak etme, çok geç kalmayacağız,’ der, avutur, yatıştırır. Annenin söylediği ninnileri hatırlatır, ama dua edercesine ya da ağıt yakarcasına söyler onları. Sözcükler bulup çıkarır dilin kafeslerinden, tutunup dik durabileceğin, karanlıkta bir mum gibi tutuşturabileceğin, avuçlarının içinde saklayıp okşayabileceğin sözcükler. Duvarlar katılaştıkça düşlerin genişler. Gökyüzünde yürürsün, kırlarda, kumsallarda, suların üzerinde yürür,yürür, yürürsün. Çılgınca , doludizgin koşmak zorundadır düşgücünün  atları,seni içine çekip almış, taşlara doğru fırlatmış bu girdaptan daha hızlı koşmak zorundadır. Uğursuz bir lekeyi, bir zamanlar sevilmiş bir insanın gözlerine, dalları meyvelerle dolu bir ağaca,balta girmemiş ormanlara, kıtalara dönüştürür. Çöllere ve denizlere,kervanlara,ardı sıra ruhunu üflediğin yelkenlilere… Renk renk, imge imge, bitimsiz öykülere…Karşı kıyıya varamayacak,sabahı çıkaramayacak öykülere… Koskoca bir evren bulup yoğurur hiçlikten, gün doğarken,doğduğu yere,hiçliğe iade etmek için. Saf ışığın renginde bir dünyaya açarsın gözlerini.Açmak istersen. Sonra o ses,seni çağıran, avutan,senin adına çığlık atan,senin gecene karışan ses de sustuğunda yalnızlık bile yok olur.   Aslı Erdoğan- Taş Bina ve Diğerleri.

*reactions