[120910.0848]

Aslı Erdoğan- Taş Bina ve Diğerleri

“Ben ne arıyordum orada? Ben diye bir şey kalmamıştı ki…İçimdekilerin hiçbiri bu sözcüğü üstlenemez,bir diğeriyle yüz yüze gelip bütünleşemez, bir yazgının sürekliliğini, bir hikayeyi sonuna dek taşıyamazdı.”

“ Düş kurmuş olamazdık, çünkü çoktan tüketmiştik düşlerimizi. Bir araya gelebilseydik-ki hiç gelemedik-onun darmadağın imgelerini toparlayabilir,şu senden bu benden diyerek ete kemiğe büründürebilirdik. Yarıda kesilen öyküsünü kendimizinkinden birer cümleyle tamamlayabilir,onu kurtarabilirdik. Belki de yapamazdık. Yitirdiğimiz,sonsuza dek yitirdiğimizdi o,çoktan yitirdiğimiz,yitireceğimiz her şeydi.” 

“Onu son gördüğümde ağırlaşmışçasına  öne düşmüştü başı. Saçları alnını,gözlerini örtüyordu. En korktuğum, o an bakışlarını kaldırıp bana bakmasıydı. En korktuğum… En çok istediğim de buydu, bakması, görmesi, bir sözcük mırıldanmasıydı. Bir işaret,bir sitem, bir veda… Hiçbirini yapmadı. İşte böyle bıraktı gözlerini bende. Bırakacak başka kimsesi olmadığı için.”

“Akrebi düşmüş, yelkovanınsa sürekli aynı çemberde dönüp durduğu yekpare,bitimsiz bir Şimdi’de kıstırılmıştım. Kırbaçlana kırbaçlana kan içinde kalmış saatler,bağlandıkları ağır yürü artık çekemiyor, ileri ya da geri adım atamıyor,zamanı yerinden kıpırdatamıyordu. Dünyanın haksızlıkla, zorbalıkla tıka basa olduğunun sanki önceden farkında değil miydim?”

“Sonra senin sesini tanıdım,sende cisimlenen hiç kimsenin sesini. İlmik ilmik yalnızlıktan ördüm seni,ilmik ilmik söktükleri ruhumdan, sana kendi ismimi verdim. Al onu, lütfen.  Al onu BENDEN!”

*reactions